Sigara Bırakma Kilo Verme
Ağrı Alerji
Detoks Psikolojik Sorunlar

MORA-Terapi Nedir...

Maddelerin foton yayılımlarının ya da başka bir ifade ile maddenin çevresindeki elektromanyetik alandan alınan frekansların vücudun enerji sistemine müdahale amacıyla kullanılmasıdır. Mora-Terapi 30 yıl önce Dr. Morell ve Elektronik Mühendisi Eric Rasche tarafından yaratılmıştır. O zaman için anıldığı şekliyle "biorezonans", o zamanlar için ölçülemez olan elektromanyetik ışınımlarla ilgili bilginin artmasıyla birlikte gelişmiş ve teknoloji MORA Super Plus cihazı ile şu andaki en son aşamasına gelmiştir. Uygulamaların etkinliği kullanılan cihazın etkinliği ve teknolojisiyle doğru orantılıdır.

DAHA FAZLA BİLGİ...
Dünyada MORA-Terapi: MORA-AKADEMİ

Dünyada MORA-Terapi: Biofiziksel Tıp Enstitüsü

Maddelerin Işınımı... Madde enerjidir. Bunu çok uzun zamandan beri biliyoruz. Her madde, atomlarının elektron yapısından kaynaklanan ve o maddeye özel olan bir elektromanyetik ışınıma sahiptir. Bu elektromanyetik salınım (ya da foton ışınımı) şimdiye kadar deneysel amaçlı olarak kullanılmış olan hassas foton ölçüm aletleriyle ölçülebilir. Kuantum fiziğinden bildiğimiz gibi fotonlar aynı anda hem tanecik hem de dalga-frekans yapısındadır. Şu andaki çalışmalar her maddenin yaydığı kendine özel frekans paternini tek tek ayırabilecek teknolojiye doğru hızla ilerlemektedir.

Biofotonlar... Biofotonlar canlı dokulardan yayılan elektromanyetik ışınımlara verilen isimdir. Biofotonlarla ilgili olarak öncelikle Prof. Popp ve ekibinin yaptıkları tüm dünyada yankı uyandırmakta ve biofoton çalışmalarına yön vermektedir. Biofotonlar konusunda şu anda dünya üzerinde çok sayıda ve çok merkezli çalışma yürütülüyor ve şimdiye dek bulunanlar sadece sağlık alanında değil diğer birçok alanda farklı bir gelecek vaat ediyor. Bu konudaki gelişmelerle ilgileniyorsanız: www.lifescientists.de sayfalarına bakmanızı tavsiye ederiz.

İnsan vücudundaki tüm yaşamsal aktivitenin üstünde olan ve tüm vücudu içine alan üst düzey bir kontrol mekanizmasının olduğunu akupunkturdan biliyor idik. Vücut üzerinde en üst düzeyde yapılan bu iletişim, vücudu sardığı varsayılan ve enerji meridyenleri olarak bilinen yolları kullanır. Bu bilginin çok ince elektromanyetik titreşimlerle ya da biofotonlarla taşındığı anlaşılmaktadır. MORA-Terapinin teorisinde vücudu saran ve enerji meridyenlerinde dolaşan bu elektromanyetik bilginin bozulması sistemin tıkandığı ve hastalıkların başladığı ilk basamaktır. MORA-Terapi uygulamalarındaki amaç, enerji meridyenlerindeki anormal elektromanyetik aktivitenin ortadan kaldırılmasıdır.

Kısaca MORA-Terapi... Hasta organizmanın iyileşmesi, frekanslar üzerinde taşınıldığı düşünülen ve vücut tarafından enerji sistemine absorbe edilen bilgi ile sağlanır. Bilgi elektromanyetik niteliktedir ve titreşimler (frekanslar) ya da başka bir deyişle ışınımlar şeklinde taşınmaktadır. Vücuttaki meridyenler üzerinde akan frekanslar ile dışarıdan verilen frekans arasında rezonansın gerçekleşmesi vücutta enerjetik bir değişimi getirir. Yani biorezonans ile yaratılan değişim, maddeler (ilaçlar vs.) yerine bu bilgi ile sağlanmaktadır.

Yapılan işlemi, vücuttaki elektriksel aktivite içinden toksik madde frekansının çıkarılması ya da hastalığı gösteren/ hastalığa yol açan problemli elektriksel bilginin silinmesi olarak açıklamak da mümkündür.

MORA-Terapi uygulamalarını üçe ayırmak mümkündür.
a) Zararlı/Toksik/Alerjen Madde Frekanslarının Silinmesi... Bu uygulama vücuda yabancı ve zararlı olduğu bilinen maddelerin frekans bilgisinin vücuttan silinmesi işlemidir. Bunun için zarar verici-toksik maddenin kendisi cihaz içine konulur ya da frekans bilgisi bilgisayar ortamından gönderilir. Cihaz içinde frekans ters çevrilir ve kişiye orijinal frekansın ayna görüntüsü şeklinde verilir. Kişinin cihazın elektrotlarını tutması istenir. MORA-Terapi bağımlılıklarda, alerjilerde ve detoks amaçlı olarak bu mantık üzerinden kullanılmaktadır.

b) Sağlıklı Frekansların Güçlendirilmesi... Vücut için yararlı olduğu testlerde ortaya çıkmış olan madde frekanslarının ya da homeopatik ilaç frekanslarının ve renklerin vücuda güçlendirilerek verilmesi üzerine kuruludur. Frekans vücuda verilebileceği gibi sıvılar ve diğer maddeler üzerine de yüklenebilir... MORA-Color-renk uygulamaları bu sınıftadır.

c) Vücuttan Yayılan Frekansların Filtrelenmesi... Maddelerin frekansları olduğu gibi vücudumuzun da frekans-biofoton yayılımı olduğuna göre MORA-Terapi hastalıklı bölgelerden olan frekans yayılımlarının silinmesi amacıyla da kullanılmaktadır. Vücuttan (el-ayaklar ve varsa hastalık bölgesinden) alınan frekanslar filtrelenir ve problemli grupta kalan frekans bilgisinin ayna görüntüsü oluşturulur ve bu değiştirilmiş bilgi eller ve ayaklardaki elektrotlar (aslında antenler denilmesi daha uygun olur) yardımıyla sisteme geri verilir. Kişinin bilinen bir hastalığı varsa, bu işlem bu hastalığa karşı özelleştirilir.

DAHA FAZLA BİLGİ...
Teknolojiyle ilgili daha fazla bilgi için ... Tıklayınız
MORA-Türkiye sayfaları için ... Tıklayınız

MORA-Terapinin Gelişimi
MORA-Terapi temelde akupunktur konusunda çalışmalarıyla bilinen Dr. Voll'ün (ve çağdaşı Dr. Rhayadaku'nun) 1960'lı yıllardaki elektroakupunktur ölçümleri sırasında yapılan gözlemlerinin homeopati kurallarıyla birleştirilmesini temel alır. Akupunktur noktalarının elektriksel direnç ölçümlerinin test edilmesi elektro-akupunktur olarak bilinir. Biorezonans elektroakupunktur testleri sırasında kullanılan elektriksel devre içine homeopatik ilaçların sokulmasının akupunktur noktasından alınan elektriksel direnç ölçümünü değiştirdiği gözlemine dayanır. 

MORA-Terapi homeopatik ilacın etkisinin sadece elektromanyetik olduğunu ve bu etkinin elektroakupunktur yardımıyla ölçülebileceğini bulan Doktor Franz Morell ve yöntemin teknik yaratıcısı Elektronik Mühendisi Erich Rasche tarafından 1970'li yılların sonunda temelleri atılmış bir tamamlayıcı tedavi yöntemidir. İlk MORA-Terapi sistemi, ilaçlarla (ya da toksik-alerjen maddelerle) teması elektriksel olarak yönlendiren ve elektromanyetik vibrasyonları ileten bir aygıt ve ayrıca içinde elektroakupunktur ölçüm devresi bulunan bir alıcıdan ibaretti. Bu kurulumla devreye ilaçların sokulmasıyla ortaya çıkarılan elektriksel deri iletim değişiklikleri bundan 30 yıl kadar önce ilk kez ölçülebilmiştir.

O zaman için ilacın frekans bilgisinin 1 Hz ile 200 kHz arası zayıf, düşük frekanslı elektromanyetik vibrasyonlardan oluştuğu varsayılmış ve sonradan (akupunktur noktalarında meydana gelen fizyolojik etkileri nedeniyle) bu türden zayıf vibrasyonların insanlardaki bilgi iletim sisteminin bir parçası olduğu savı ortaya atılmıştır. Buna göre, elektroakupunktur testleri sırasında ilaçların veya toksik maddelerin sisteme dahil edilmesiyle yapılan işlemin insan üzerindeki etkileri değerlendirildiğinde zayıf elektromanyetik vibrasyonların "bilgi taşıyıcısı" olduğu düşünülmüştür.

Biofotonlar deneysel olarak gösterilebilirler ve Dr. Popp ekibinin geliştirdiği bir yöntem yardımıyla artık pratik olarak da ölçülebilirler. Biorezonans tekniğinde ise insan ve biorezonans aygıtı arasında temas olması halinde normalde karşılaşılandan belirgin şekilde daha güçlü bir "white noise" yani "frekans gürültüsü" kaydedilir. İnsanlardaki bu aktif elektromanyetik "white noise"ın bilginin aktarımı için gerekli koşulları sağladığı ya da bilgiyi içerdiği düşünülmektedir. Bu fenomen hakkında temel kuramsal anlayışın netleşmesi için biofoton kuramının derinlemesine anlaşılması gerekmektedir.

Yöntemin kuramsal olarak açıklanabilmesi için Fritz-Albert Popp ve Bernd Ruth'un biofotonları keşfetmesi büyük öneme sahiptir. Biofotonlar zayıf koherent/yanaşık elektromanyetik vibrasyonlardır. Bunlar canlı organizmalar tarafından yayılırlar ve özel düzeneklerle ölçülebilirler. Popp ve ekip arkadaşlarının kuramlarına göre organizma içindeki temel düzenleyici fonksiyonları önemlidir. Şu anda çok fazla sayıda bilimadamı biofotonlar konusunda çalışmaktadır ve tüm bu çalışmalar F. Albert Popp'un çalışmalarını temel alır.  

MORA-Terapi yönteminde elektromanyetik vibrasyonlar, insan derisi üzerindeki belirli bölgelere düz elektrotların temas ettirilmesiyle elde edilir. Optik uncoupling/ayırma uygulandıktan sonra sabit fazlı olarak invert edilir (ayna görüntüsü) ve kişinin bedenine terapatik bilgi girişi olarak verilirler. Bunu uygulamak için tüm frekans aralığı (1 Hz-200,000 Hz) kullanılabileceği gibi spesifik frekans aralıkları da kullanılabilir.

2004 Yılına Kadar Yapılmış Bilimsel Çalışmaların Dökümü...
Aşağıda yayın adı, yayınlandığı dergi, çalışma şekli, endikasyonu ve otörü ile birlikte verilen çalışmalar, ulaşabildiğimiz biorezonans çalışmalarıdır. Burada dökümü yapılan çalışmalar 2004 yılına kadar yapılmış olan çalışmalardır.

Dr. Schumacher 1. Çalışma (Almanca-İngilizce)
1990 ve 1991'de Dr. Schumacher alerji ve intolerans tedavileri uyguladığı kendi hasta grubu üzerinde iki prospektif, kontrolsüz çalışma yürüttü.

İlk çalışmasında tedavi alan kişilerde alerjene karşı eşzamanlı yapılan bir alerjenden uzak durma diyetiyle birlikte alerjik deri hastalıkları (nörodermatit) ve inhalasyon tipi alerjilerdeki biorezonans terapisinin etkilerini inceledi. Çalışmaya katılanların çoğunluğu çocuklar ve adölesanlardı. Saman nezlesi olan hastalar daha sonra çalışmadan çıkarıldı. Bu çalışmada 1989-1990 arasında tedavi alan 204 kişiden tedavi bitiminden 5 ay sonra tedavi etkinliğini araştıran bir anket formu doldurmaları istendi. 200 kişiden tedavinin etkinliği ile ilgili yorum alındı. (52)

Schumacher'in çalışma sonuçlarında tedavi kürünün sonlanmasından 5 ay sonra;
- Hastaların %83'ü alerjeni reaksiyon göstermeden tolere edebiliyor. Alerjen maddeyle temas edildiğinde artık alerjik reaksiyon olmuyor.
- Hastaların %11'inde alerjide belirgin bir düzelme var. Alerjnle temasta semptom halen var ama eskisine göre belirgin derecede azalmış durumda.
Biophysikalische Therapie der Allergien, p. 149ff, Sonntag-Verlag, Stuttgart 1998

Dr. Schumacher 2. Çalışma (Almanca)
1991 çalışması biorezonans tedavisinin 115 çocukta saman nezlesi üzerindeki etkilerini inceledi. Tedaviler polen gibi alerjenlerin çok olmadığı mevsim dönemlerinde yapıldı.

Schumacher'in bu çalışmasının sonuçlarında tedaviyi takip eden ilk polen mevsiminden sonra:
- Hastaların %43,4'ünde artık saman nezlesi semptomlarına hiç rastlanmıyordu.
- Hastaların %15,9'unda bazı günlerde hafif şikayetler oluyordu.
- Hastaların %34,5'inde düzelme vardı; ancak semptomlar gözleniyordu.

Schumacher'in bu çalışmalarında biorezonans terapisinin hiçbir yan etkisine veya herhangi bir komplikasyonuna rastlanmadı. Schumacher'in çalışmaları alerji hastalarında Morell ve pek çok kişi tarafından elde edilen pozitif bireysel vaka raporlarını ispatladı. Fakat Dr. Schumacher eleştirilere maruz kaldı; çünkü sonuçlar inanılmayacak derecede pozitifti ve çalışmalar karşılaştırılabilir bir kontrol grubuyla yapılmamıştı.

Köfler ve Arkadaşları 1996 (Almanca)
Dr. Köfler ve arkadaşlarının saman nezleli hastalarla yapılan çalışmaları iki birbirine zıt sonucu birlikte verdi. N: 42. Hastaların şikayetleri ile ilgili kendi subjektif anlatımlarına dayanıldığında;

- Çalışmaya katılanların şikayetlerinde %52,3 düzelme saptandı. Bu sonuçlar Schumacher'in çalışmalarıyla uyumluydu.
- Ancak alerjenin nasal yolla verilmesi gibi bir objektif veri dikkate alındığında biorezonans terapisi iyileşme sağlamadı.

Köfler herhangi bir yan etki saptamadı. (33)
University of Innsbruck Dermatology Clinic / Allergologie 19 (3), 114-122, 1996

Chervinskaya ve Arkadaşları 1997 (Almanca)
Schumacher'in sonuçları, alerjiler ve solunum yolu hastalıklarında biorezonans metodunun etkisiyle ilgili yaygın ve kontrollü bir çalışma yürüten Dr. Chervinskaya ve arkadaşları tarafından doğrulandı. N: 56. Biorezonans terapisinden önceki ve sonraki etkinliğin karmaşık bir değerlendirmesi yoluyla tüm bir subjektif ve objektif değerlendirmeler serisi de ele alınarak;

Biorezonans terapisinin etkinlik derecesinin...
- Hastaların %25'inde çok iyi
- Hastaların %42'sinde iyi
- Hastaların %21'inde yeterli
- Hastaların %12'sinde etkisiz olduğu sonucuna vardılar.

Bu sonuç kontrol grubunda elde edilen sonuçtan anlamlı olarak daha iyiydi.. Bu otörler ayrıca, biorezonans terapisinin hiçbir yan etkisini saptamadılar.(11)

University of St. Petersburg, Clinical Science Centre of St. Petersburg

Schöni ve Arkadaşları 1997 (İngilizce)
Dr. Schöni ve arkadaşları biorezonans uygulanan gruptaki nörodermatidli çocuklar kontrol grubuyla karşılaştırıldı. N: 32. Çalışmaya katılan her hastaya nörodermatitte kullanılan standart tedavi yaklaşımı uygulandı. Bu hastalara bir yandan da plasebo ve gerçek olarak iki farklı biorezonans tedavisi uygulandı.

Bu çalışmada yapılmış önemli bir metot yanlışı vardı. Biorezonansla birlikte verilen aktif tıbbi preperatlar (özellikle steroidler ve antibiyotikler) şu ana kadar olan tecrübelerimize göre biorezonansın etkinliğini düşürür.

Bu çalışma sonunda 3 skordan 2'sinde (Costa skoru ve Kaşıntı skoru) biorezonans plasebo grubuna göre 2 ve 3 kat daha iyi sonuçlar vermiştir. Fakat sonuçlar istatistiksel olarak anlamlı bulunmadı. Schöni ve arkadaşlarına göre bu farklılıklar hata seviyesinin %5'lik bir olasılığında belirgin değildi ve tartışma kısmında biorezonansın etkisiz olduğu vurgulandı. Çalışmadaki istatistiksel çalışma uygun değildi ve istatistiksel hesaplamada gurubun dağılımı çok genişti. (51)
Lüdke'ye göre Schöni'nin çalışması güvenilir değildi. (36)
Alpines children hospital, Davos / Int. Arch. Allergy Immunol. 112, 238-246, 1997

Trofimow ve Arkadaşları 1997 (Almanca)
Dr. Trofimow ve arkadaşları 35 obstruktif hava yolu hastası üzerinde kontrollü bir biorezonans terapisi çalışması yürüttüler. Çalışma biorezonans tedavisinden önceki ve sonraki etkinliğin, subjektif ve objektif bulgularla birlikte karmaşık bir değerlendirmesiydi.

Otörlere göre kontrol grubuyla karşılaştırıldığında hastaların çoğunda biorezonans ile çeşitli derecelerde daha pozitif, daha komple ve daha uzun süreli sonuçlar elde edildi. Kontrol grubuyla karşılaştırıldığında daha kısa zaman süresinde daha pozitif tedavi sonuçları elde edildi ve kullanılan ilaç dozajları belirgin şekilde azaldı. (58)
University of St. Petersburg, Clinical Science Centre of St. Petersburg

Saweljew ve Arkadaşları 2001 (Almanca)
Saweljew ve arkadaşları tarafından 2001'de yürütülen kontrollü bir çalışmada alerjiyle indüklenmiş bronşial astımlı çocuk ve adolesanlarda biorezonans terapisinin etkisi incelendi. N: 23. Otörlere göre, biorezonans tedavisi kontrol grubuyla karşılaştırıldığında;
- Atakların sayısı, süresi ve ciddiyetinin azaldı.
- Günlük bronkodilatör ve kortikosteroid dozu da belirgin şekilde azaldı.
- Genel fizik zindeliğinde artış belirtildi.

Fonksiyonel inceleme metodlarının sonuçlarına göre;
- Bronşial bütünlük parametreleri belirgin şekilde düzeldi.
- Bronşların histamine hassasiyeti azaldı.
- Egzersizle indüklenen bronkospazm azaldı.

Otörlere göre biorezonans terapisinin çocuklar ve erişkinler üzerinde herhangi bir yan etkisi olmadı. (49)

Institute of pediatrics, Moscow / Medizinisch-wissenschaftliche und Lernmetho-dische Zeitschrift N2, 2001, p. 111-130

Islamov ve Arkadaşları 1998 (İngilizce)
Islamov ve arkadaşlarının yaptığı iki kontrollü çalışma (1998 ve 2002) romatoid artritli hastalardaki biorezonans terapisi sonucunda hücresel biyokimyada değişiklikler saptadı. (N:6)

Isı şok proteini (Heat shock protein) sentezi romatoid artritli hastalarda azalmıştır. Ancak romatoid artritteki protein sentezlerindeki azalma tüm lenfosit proteinleri için geçerlidir. Bu romatoid artritli hastalarda ısı şok proteini sentezindeki azalmanın spesifik olmadığını ama romatoid ertritte immun sistem hücrelerinde genel bir disfonksiyon olduğunu gösterir. Bu durum ise non-spesifik koruyucu mekanizmalarda bozukluklar olduğunu düşündürür. (31)

- Bu çalışmada biorezonans tedavisi romatoid artritli hastaların lenfositlerinde ısı şok proteini sentezindeki %60'lık azalmayı normalleştirmiştir.

Islamov ve arkadaşları romatoid artritli hastalardaki bu düzelmenin fonksiyonel genel lenfosit aktivitesinin restorasyonu ile elde edildiğini düşünmüşlerdir. Bu çalışma 2002 yılındaki bir başka çalışmaya zemin hazırlamıştır.
Institute for Theoretical and Experimental Biophysics and Institute for Rheumatology, Russian Academy of Science / Bull. Exp. Biol. Med. 128 (11), 1112-1115, 1999

Islamov ve ark. 2002 (İngilizce)
2002'de Islamov ve arkadaşları romatoid artritli hastaların lenfositlerindeki superoksit dismutaz, katalaz ve glutatyon-peroksidaz aktivitesinin ve protein içermeyen thiol gruplarının (redüklenmiş glutatyon) seviyesini biorezonans terapisinden önce ve sonra kontrollü bir çalışmayla ölçtüler. (N: 20)

- Biorezonans terapisi redüklenmiş glutatyon seviyesini artırdı.
- Superoksit dismutaz ve glutatyon peroksidaz aktivitesini normalleştirdi.
- Katalaz aktivitesi değişmeden kaldı.

Kontrol grubunda görülmeyen ve lenfositlerin antioksidan sistemindeki bu pozitif değişiklikler biorezonans terapisinin romatoid artritli hastalarda spesifik olmayan biyokimyasal korunma mekanizmalarını aktive ettiğini göstermektedir. (32)

Institute for theoretical and experimental biophysics and Institute for Rheumatology, Russian Academy of Science

Islamov ve arkadaşları tarafından yayımlanan her iki yayında da biorezonans terapisinin etkili olduğu ancak fizik ve biyokimyasal etki mekanizmalarının açık olmadığı belirtilmektedir.
Institute for Theoretical and Experimental Biophysics and Institute for Rheumatology, Russian Academy of Science / Bull. Exp. Biol. Med. 134 (3), 248-250, 2002

(Biorezonans etkisinin biyokimyasal non-spesifikliği bu çalışmalardan elde edilen önemli bir sonuçtur. Biorezonans ile hücre içindeki spesifik olmayan korunma mekanizmaları aktive edilir. Biorezonansın son derece zayıf elektromanyetik etkileşimlerinin-en azından kısmen-hücrenin biyokimyasında entropik kuvvetler olarak bilinen kuvvetler vasıtasıyla etki ettiğini zannetmekteyiz. Elektromanyetik bilgi, hücredeki entropik durumu değiştirir ve böylece elektromanyetik bilgiyle ilişkili olarak biyokimyasal kendi kendine düzenleme programları nonspesifik olarak aktive edilir. Etkinin fiziksel mekanizması ve biyokimyasal seviyedeki etkileri deneysel olarak gösterilemez. Teoride, halen hipotezlere bağlıyız.)

Maiko ve Gogoleva 2000 (Almanca)
Birkaç Rusya çalışmasında biorezonans metodunun romatizmal hastalıklardaki etkisi incelendi. Maiko ve Gogoleva, 2000 yılında biorezonans terapisinin artrozdaki (özellikle diz) etkinliğiyle ilgili kontrollü bir çalışma yürüttü. (N: 35)

Klinik değerlendirmelere göre (eklem ağrısı, eklem fonksiyonu, kan analizi, iyi olma hali ve çalışmaya uygunluktan elde edilen karmaşık parametreler) saf konvansiyonal tedaviyle karşılaştırıldığında, biorezonans tedavisi;

- Hastaların %57,5'iyle %94'ünde açık ve belirgin bir iyileşme sağladı.
- Artrosonografiyle değerlendirilen biorezonans tedavisi, saf konvansiyonal tedaviyle karşılaştırıldığında, test subjelerindeki terapötik başarıda %32,5 ila %75'lik belirgin bir iyileşme bulundu.
- Biorezonans tedavisini alan gruptaki terapötik etki daha uzun süreli ve daha kalıcıydı.

Otörlere göre, biorezonans terapisi iyi tolere edildi ve yan etkisi olmadı. (38)
(Institute for Outpatient Treatment: State Medical Acedemy, Orenburg) / Ter Arkh 72 (12), 50-53, 2000

Gogoleva 2000 (Almanca)
Gogoleva 2000 yılında fibromİyalji hastalarında biorezonans terapisini kontrollü bir çalışmayla inceledi. Manuel terapi alan bir grubu, manuel terapi ile birlikte biorezonans terapisi alan bir grupla karşılaştırdılar. (N: 30)

Her iki grupta da açık ve belirgin bir terapötik etki vardı, fakat;
- Biorezonans grubunda terapötik etki kaydedilen tüm parametrelere göre daha sık, belirgin derecede erken, daha belirgin ve uzun süreliydi.
Kas sendrom indeksi (kas ağrısının karmaşık parametresi)
- Kontrol grubunda %37 düzelme,
- Biorezonans grubunda % 72,4 düzelme saptandı.

Kontrol grubuyla karşılaştırıldığında, birlikte olan diğer fibromİyalji semptomlarında da (örneğin uyku bozukluğu ve hava değişimlerine hassasiyet) belirgin bir düzelme oldu. (25)
Institute for Outpatient Treatment: State Medical Acedemy, Orenburg / Ter Arkh 73 (4), 40- 45, 2001

Papcz ve Barpvic 1999 (Almanca)
Papcz ve Barpvic 1999'da overuse sendromundan rahatsız olan ve bunun sonucunda travma maruziyeti artan atletlerde kontrollü bir çalışma yürüttü. (N: 12)

Sadece birkaç tedavi oturumu ile biorezonans terapisi alan grup standart konvansiyonel metotlarla tedavi edilen kontrol grubunun önüne geçti.
- Biorezonans grubunda ağrı skorlaması terapiden önceki 5,41 puandan terapiden sonra 0,61 puana düştü.
- Konvansiyonel yöntemler uygulanan kontrol grubunda ağrı skorlaması terapiden önce 5,25 puandan terapiden sonra 2,60 puana düştü. (43)
Study Hospital Maribor, Slovenia / Published in EHK 1999, 48 (7), 449-450 under the title:
Einsatz biophysi-kalischer Fre-quenzverfahren beim Überlas-tungssyndrom von Leistungssportlern

Machowinski ve Kreisl 1999 (Almanca-Ingilizce)
Machowinski ve Kreisl 1999'da kronik karaciğer hastalığı olan hastalarda kontrollü bir çalışma yürüttü. Çalışma biorezonansın bu hastalardaki serum AST, ALT ve gamma-GT enzim aktiviteleri üzerindeki etkileri üzerine idi. (N: 14)

Otörler biorezonans terapisinin hafif karaciğer hasarlı karaciğer hücrelerinin yeniden oluşturulmasını indükleyebildiğini saptadılar.
12 haftalık biorezonans tedavisinin sonucunda;
- Ortalama AST enzim aktivitesi %42 azaldı (tedavi edilmemiş kontrol: -%4)
- Ortalama ALT %50 azaldı (tedavi edilmemiş kontrol: -%5 ).
- Ortalama gamma-GT %38 azaldı (tedavi edilmemiş kontrol: -%7).

Sonuçların üçü de tedaviden sonra normal aralığın üst sınırında idi. (37)
Studien zur Bicomresonanz-therapie, p. 77-92, Institute for Regulatory Medicine, Gräfelfing, 1999

Nienhaus 2003 (Almanca)
Nienhaus 2003 yılında biorezonans terapisinin fonksiyonel gastrointestinal semptomlar üzerine olan etkisini kontrollü bir çalışmayla araştırdı. (N: 79) Biorezonans terapisi plasebo grubuyla karşılaştırıldığında, subjektif semptomlar ve fizik muayene bulguları üzerinde önemli bir etki yaptı. (42)

Karşılaştırılan subjektif semptomlar ve fizik muayene bulgularının mean skoru biorezonans grubunda %48,2, Plasebo grubunda ise sadece %3,8 düzeldi.

Sonuçlar 1999'da yine Nienhaus tarafından psikosomatik bozuklukların biorezonansla tedavisi üzerine yapılan kontrolsüz bir çalışmayı da doğrulamaktaydı (Bu çalışma için Ek-16-Almanca).

MORA und Psychosomatik, p. 65-74, Med-Tronik, Friesenheim 1999

Wille ve Arkadaşları 1999 (Almanca)
Wille tarafından 1999 da yapılan kontrollü çalışma biorezonans terapisinin çocuklarda kekemelik üzerine etkisinin olmadığını gösterdi. (N:14) Bu çalışmada da hiçbir yan etki saptanmadı . (59)
Forsch. Komple-mentärmed. 6, suppl. 1, 50-52, 1999

Schuller-Galle 2007 (Ingilizce-Almanca)
Romatizmal hastalıklarda elektronik olarak kaydedilmiş nosodlar kullanılarak yapılmış bir çalışma.

Chervinskaya 2007 (Ingilizce)
Respiratuar alerjik hastalıklarda biorezonansın etkisiyle ilgili çalışma

Morell 1988 (Almanca)
Biorezonansın alerji hastalarındaki kullanımı

Test of the transduction of acetic acid information via an electronic amplifier (İngilizce) In-vitro study

Transfer of molecular information using Bioresonance instrument in amphibian trials (İngilizce) Controlled , blind - in vivo study

Bioresonance Therapy corrects the immunodeficiancy of Cernobyl Mice (İngilizce) İn-vivo study. Institute of the experimental pathology, Oncology and radiobiology of the national acedemy of science of Ukraine

Biological Elektromagnetic fields (EMF) cause considerable changes in the viability of the heat shock treated chrysalises of Dorsophilia melangaster (İngilizce) İn-vivo study

Biorezonans ile ilgili tüm literatür (2004 yılına kadar)
1. Aissa J, Litime MH, Attias E, Benveniste J: Molecular signaling at high dilution or by means of electronic circuitry. Journal of Immunology 150: A146, 1993.

2. Aissa J, Jurgens P, Litime MH, Behar I, Benveniste J: Electronic transmission of the cholinergic signal. FASEB Journal 9: A683, 1995.

3. Aissa J, Jurgens P, Litime MH, Behar I, Benveniste J: Isolierte Organe und Information von Acetylcholin; in: Endler PC, Schulte J (ed.): Homöopathie - Bioresonanztherapie.
Vienna, Maudrich, 1996, pp 163-168.

4. Benveniste J, Aissa J, Litime MH, Tsangaris GT, Thomas Y: Transfer of the molecular signal by electronic amplification. FASEB J. 1994; 8: A 398.
5. Benveniste J, Jurgens P, Aissa J: Digital recording/transmission of the cholinergic signal. FASEB J 1996; 10: A1479.

6. Benveniste J, Jurgens P, Hsueh W, Aissa J: Transatlantic transfer of digitized antigen signal by telephone link. J Allergy Clin Immunol 1997; 99: 175.

7. Benveniste J, Aissa J, Guillonnet D: Digital biology: Specificity of the digitized molecular signal. FASEB J 1998; 12: A412.

8. Benveniste J, Aissa J, Guillonnet D: A simple and fast method for in vivo demonstration of electromagnetic molecular signaling (EMS) via high dilution or computer recording. FASEB Journal 13: A163, 1999.

9. Benveniste J, Kahhak L, Guillonnet D: Specific remote detection of bacteria using an electronic/ digital procedure. FASEB Journal 13: A852, 1999.

10. Bischof, M: Biophotonen - Das Licht in unseren Zellen. Frankfurt, Zweitausendeins 1995

11. Chervinskaya AV, Nakatis JA, Gorelow AI, Nasarowa LW: MORA-Therapie bei respiratorischen und allergischen Erkrankungen. Untersuchungsbericht des Staatlichen Wissenschaftlichen Pulmonologiezentrums, St. Petersburg 1997. (The German translation from the Russian language can be obtained through the author.) Ek

12. Chervinskaya AV: MORA-Therapy for respiratory and allergic diseases. Vorträge anlässlich des Symposiums 2002 der Internationalen Ärzte-Gesellschaft für Biokybernetische Medizin. 19./20. April, Bad Nauheim 2002.

13.Citro M, Smith CW, Scott-Morley A, Pongratz W, Endler PC: Transfer of information from molecules by means of electronic amplification; in: Endler PC, Schulte J (ed.): Ultra high dilution. Dordrecht, Kluwer Academic Publishers, 1994, pp 209-214.

14. Citro M, Endler PC, Pongratz W, Vinattieri C, Smith CW, Schulte J: Hormone effects by electronic transmission. FASEB Journal 9: A392, 1995.

15. Citro M.: Metamolecular Informed Signal (MMIS). In: O. Bergsmann (Pub.): Struktur und Funktion des Wassers im Organismus - Versuch einer Standortbestimmung. S.72-77, Facultas-Universitätsverlag, Wien 1994.

16. Davies P: Prinzip Chaos. Munich, Bertelsmann 1988.

17. Endler PC, Heckmann C, Lauppert E, Pongratz W, Smith CW, Senekowitsch F, Citro M: Amphibienmetamorphose und Information von Thyroxin. Speicherung durch bipolare Flüssigkeit Wasser und auf technischen Datenträger; Übertragung von Information durch elektronischen Verstärker; in: Endler PC, Schulte J (ed.): Homöopathie - Bioresonanztherapie. Vienna, Maudrich, 1996, pp 127-160.

18. Endler PC, Pongratz W, Smith CW, Schulte J: Non-molecular information transfer from thyroxine to frogs. Vet Human Toxicol 37:259-263, 1995.

19. Endler PC, Citro M, Pongratz W, Smith CW, Vinattieri C, Senekowitsch F: Übertragung von Molekül-Information mittels Bioresonanz-Gerät (BICOM) im Amphibienversuch. Kontrollierte Blindstudie. Erfahrungsheilkunde 44 (3), pp 186-192, 1995.

20. Fedorowski A., Steciwko A, Rabczynski J.: Low-frequency electromagnetic stimulation may lead to regression of Morris Hepatoma in Buffalo rats. The Journal of Alternative and Complementary Medicine 10(2), pp 251-260, 2004a

21. Fedorowski A., Steciwko A, Rabczynski J.: Serum cathepsin B activity during regression of Morris hepatoma 5123 D. Med Sci Monit 10(5), pp 144-150, 2004b

22. Galle, M.: Orientierende Untersuchung zur experimental-biologischen Überprüfung der Hypothesen zur Bioresonanz von Franz Morell. Erfahrungsheilkunde 1997; 46:840-847.

23. Galle M: MORA-Bioresonanztherapie . . . und es funktioniert doch! Biologische Fakten - Physikalische Thesen. Wiesbaden, Pro-medicina 2002.

24. Galle, M: Biophotonen ud MORA-Bioresonanz - eine theoretische Annäherung. Erfahrungsheilkunde 54, pp 293-300, 2005.

25. Gogoleva EF: New approaches to diagnosis and treatment of fibromyalgia in spinal osteochondrosis. Ter Arkh 2001; 73: 40-45. (The German translation from the Russian language can be obtained through the author.)

26. Hennecke J: Energetische Allergietherapie - Möglichkeiten und Erfahrungen mit der Bicom-Bioresonanztherapie. Ärztezeitschrift f. Naturheilverf. 1994; 35:427-432.

27. Herrmann E: MORA und Schmerz. Eine Studie über die Effizienz der MORA-Therapie bei der Behandlung von Schmerzpatienten. Bad Meinberg, Klinik Silvatikum 1995.

28. Herrmann E: Das MORA-Praxisbuch - Therapie mit körpereigenen Schwingungen. Heidelberg, Haug 1998.

29. Hufeland-Leistungsverzeichnis der Besonderen Therapierichtungen. Pub.: Hufelandgesellschaft für Gesamtmedizin e.V., Karlsruhe. 3. revised edition, Haug-Verlag 2001, pp 45-46: MORA-Therapie.

30. Hutzschenreuter P, Brümmer H: Die Narbe, das Keloid und die MORA-Therapie. Therapeutikon 1991; 5:507-515.

31. Islamov BI, Funtikov VA, Bobrovskii RV, Gotovskii YV: Bioresonance therapy of rheumatoid arthritis and heat shock proteins. Bull Exp Biol Med 1999; 128:1112-1115.

32. Islamov BI, Balabanova RM, Funtikov VA, Gotovskii YV, Meizerov EE: Effect of bioresonance therapy on antioxidant system in lymphocytes in patients with rheumatoid arthritis. Bull Exp Biol Med 2002; 134:248-250.

33. Kofler H, Ulmer H, Mechtler E, Falk M, Fritsch PO: Bioresonanz bei Pollinose. Eine vergleichende Untersuchung zur diagnostischen und therapeutischen Wertigkeit. Allergologie 1996; 19:114-122.

34. Lednyczky G, Waiserman A, Sakharov D, Koshel N: Geschädigte Drosophilalarven und Information von nicht geschädigten Drosophilalarven; in: Endler PC, Schulte J (ed.): Homöopathie - Bioresonanztherapie. Vienna, Maudrich, 1996, pp 181-192.

35. Lednyczky G.: In vitro und in vivo Versuche, um die Kontrollfunktionen niederenergetischer Bioinformationen und anderer Schwingungen zu demonstrieren. In: Endler, P. C. and Stacher, A. (Pub.): Niederenergetische Bioinformation. Physiologische und physikalische Grundlagen für Bioresonanz und Homöopathie. pp 115-152, Fakultas- Universitätsverlag, Vienna 1997.

36. Lüdtke R: Journal Club - Methodischer Kommentar. Forschende Komplementärmedizin & Klassische Naturheilkunde 5:96-97, 1998.

37.Machowinski R, Kreisl P: Prospektive randomisierte Studie zur Überprüfung der Behandlungserfolge mit patienteneigenen elektromagnetischen Feldern (BICOM) bei

Leberfunktionsstörungen. In: Wissenschaftliche Studien zur Bicom Resonanz-Therapie, S.7792, Institut für Regulative Medizin, Gräfelfing 1999.

38. Maiko O., Gogoleva EF: Outpatient bioresonance treatment of gonarthrosis. Ter Arkh 2000; 72:50-53. (The German translation from the Russian language can be obtained through the author.)

39. Morell F, Rasche E: Der TSE-Medikamententest mit dem Test-Sender und -Empfänger: 1.Zeitsparende und sichere Medikamententestung ohne direkten Kontakt zwischen Patient und Medikament. 2. Beweis elektromagnetischer Schwingungen von Medikamenten. 3. Feststellung der wirksamen Frequenzbereiche von homöopathischen Medikamenten. 3 Vorträge auf Kongressen der Internationalen Medizinischen Gesellschaft für Elektroakupunktur nach Voll e.V. im Juni 1975 und September 1976 in Baden-Baden and Freudenstadt. Special deition, Friesenheim, MedTronik 1976.

40. Morell F: Die MORA-Therapie - Therapie mit körpereigenen Schwingungen. Special edition, Friesenheim, MedTronik 1978.

41. Morell F: MORA-Therapie. Heidelberg, Haug 1987.

42. Nienhaus J, Galle M: Placebokontrollierte Studie zur Wirkung einer standardisierten MORA-Bioresonanztherapie auf funktionelle Magen-Darm-Beschwerden. Forschende Komplementärmedizin & Klassische Naturheilkunde 13:28-34, 2006.

43. Papcz BJ, Barpvic J: Einsatz biophysikalischer Frequenzverfahren beim Überlastungssyndrom von Leistungssportlern. Erfahrungsheilkunde 48(7), pp 449-450, 1999.

44. Pongratz W, Endler PC, Lauppert E, Senekowitsch F, Citro M: Saatgutentwicklung und Information von Silbernitrat. Speicherung durch bipolare Flüssigkeit Wasser und auf technischen Datenträger; Übertragung von Information durch elektronischen Verstärker; in: Endler PC, Schulte J (ed.): Homöopathie - Bioresonanztherapie. Vienna, Maudrich, 1996, pp 169-180.

45. Popp FA: Coherent photon storage of biological systems; in: Popp FA, Warnke U, König HL, Peschka W (ed): Electromagnetic Bio-Information. Munich, Urban and Schwarzenberg, 1979; pp 144-167.

46. Prigogine, I., Stengers, I.: Dialog mit der Natur. Munich, Piper 1983.

47. Prigogine, I., Stengers, I.: Das Paradox der Zeit. Munich, Piper 1993.

48. Ruth B: Experimental Investigations on Ultraweak Photon Emission; in: Popp FA, Warnke U, König HL, Peschka W (ed): Electromagnetic Bio-Information. Munich, Urban and Schwarzenberg, 1979; pp 128-143.

49. Saweljew BP, Balabolkin II, Jazenko SW, Reutowa BS, Belowa NR, Semenowa Nju, Gotowskij JuW, Kasakow SA.: Bioresonanztherapie bei der komplexen Therapie von Kindern mit Asthma bronchiale. Medizinisch-wissenschaftliche and Lernmethodische Zeitschrift N2, Juni 2001, pp 111-130 (The German translation from the Russian language can be obtained through the author.)

50. Schiff M: Das Gedächtnis des Wassers. Zweitausendeins, Frankfurt am Main 1997. (The memory of water. HarperCollins Publishers 1995).

51. Schöni, MH, Nikolaizik WH, Schöni-Affolder F: Efficacy Trial of Bioresonance in children with atopic dermatitis. Int. Arch. Allergy Immunol. 1997; 112:238-246.

52. Schumacher P: Biophysikalische Therapie der Allergien. pp 125-133, 147-154, Stuttgart, Sonntag 1998.

53. Senekowitsch F, Endler PC, Pongratz W, Smith CW: Hormone effects by CD record/replay. FASEB Journal 9: A392, 1995.

54. Senokowitsch F, Citro M, Vinattieri C, Pongratz W, Smith CW, Endler PC: Amphibienmetamorphose und die elektronische Übertragung von Bioinformation. In: Endler, P. C. and Stacher, A. (Pub.): Niederenergetische Bioinformation. Physiologische und physikalische Grundlagen für Bioresonanz and Homöopathie. pp 100-114, Fakultas- Universitätsverlag, Vienna 1997.

55. Thomas Y, Schiff M, Litime H, Belkadi L, Benveniste J: Direct transmission to cells of a molecular signal (phorbol myristate acetate, PMA) via an electronic device. FASEB Journal 9: A227, 1995.

56. Thomas Y, Litime H, Benveniste J: Modulation of human neutrophil activation by "electronic" phorbol myristate acetate (PMA). FASEB Journal 10: A1479, 1996.

57. Thomas Y, Schiff M, Belkadi L, Jurgens P, Kahhak L, Benveniste J: Activation of human neutrophils by electronically transmitted phorbol-myristate acetate. Medical Hypotheses 54: pp 33-39, 2000.

58. Trofimow WI, Pawlow IP, Schykina TW, Filimonow WN: MORA-Therapie bei obstruktiven Atemwegserkrankungen. Untersuchungsbericht der Medizinischen Universität St. Petersburg 1997. (The German translation from the Russian language can be obtained through the author.)

59. Wille A: Bioresonanztherapie (biophysikalische Informationstherapie) bei stotternden Kindern. Forschende Komplementärmedizin & Klassische Naturheilkunde 6, Suppl. 1, pp 5052, 1999.

Neosante © Tüm Hakları Saklıdır - Kullanım Şartları-
designed by www.tameratik.com