Alerjilerde MORA-Terapi...
Alerjilerde yapılan işlem alerjen maddenin frekansının MORA-Terapi tekniğiyle ters çevrilerek vücuda verilmesi ve bir yandan da MORA-Renk terapileri ile enerji dengesinin sağlanmaya çalışılmasıdır. MORA-Terapi ilk önce alerjierde kullanılmaya başlamıştır ve özellikle çocukluk çağındaki alerjilerde başka yöntemlerle sağlanamayacak başarılar elde edilebilir. Ancak her alerjik durumun bu şekilde çözülebileceğini düşünmek de uygun olmaz.
Alerjiler İçin Birkaç Not...
Alerjiler MORA-Terapi'nin çıkış noktası olmasına rağmen zaman içinde gelişen deneyim, alerjilerin de aynı diğer kronik hastalıklar gibi algılanmasını ve yaklaşımın holistik (bütünsel) olmasını ve vücudun enerjetik dengesizliğini gidermek üzerine kurulmasını zorunlu kılmıştır. MORA-Terapi'nin köken aldığı tamamlayıcı tıp akımında alerjiler dahil tüm kronik hastalıklar için aşağıdaki faktörler tek tek önemlidir.
- Mezenkimal Asidoz ve Oksidatif Stres: Mezenkimin yapısının bozulması vücudun enerji sisteminin bozulmasının en önemli sebeplerindendir. Mezenkim bağ-dokusu olarak bilinir ve ilk akla gelen tanımının dışında tüm hücreler ve yapıları saran boşluk olarak da tanımlanabilir. Hücreler arası alanın (mezenkimin-bağ-dokusunun) yapısının bozulması hücreler arası bilgi alışverişinin ve sonuç olarak da enerjetik dengenin bozulmasına sebebiyet verir. Enerjetik iletişimdeki bozulmanın en çok bilinen sebeplerinden birisi mezenkim pH'sinin asidik tarafa kayması ve mezenkimin redoks potansiyelinin (oksidatif eğiliminin) artmasıdır. Bu ikisi kişideki kronik hastalık eğiliminin artmasının da sebeplerinden birisidir.
- Toksik Kirlenme: Cıva (ağız içindeki amalgamlar arasındaki galvanik akıma bağlı olarak açığa çıkabilir ve bu akım ağız içi pil olarak bilinir) ya da diğer ağır metal birikimleri ve diğer çevresel toksinlere bağlı kronik bir yüklenme mezenkimi ve dolayısıyla tüm vücudu tehdit eder ve alerjilerde de dikkate alınmalıdır.
- Yapısal İntoleranslar: Yapısal intolerans denilen durum günlük diyetimizdeki mevcudiyetleri insanlık tarihi kadar eski olan birkaç gıda gurubuna karşı oluşabilen ve kendisini o gıdaya karşı düşkünlükle gösterebilen bir homeopatik kayma durumudur. Aslında bilinen anlamda alerji ya da intolerans değillerdir ve daha çok bir enerji sisteminde ağır bir eğilme durumu olarak açıklanabilirler. Bu gıdaların yarattığı problemin klasik alerji testlerinde bulunabilmesi ise sadece bazen mümkün olmaktadır. Tecrübe, yapısal intoleranslara karşı yapılacak MORA-Terapi'nin alerji tedavilerinde temel taşı olması gerektiği yönündedir.
- Bağırsak florası: Klasik tıpta da gün geçtikçe daha fazla kabul edilen önemiyle bağırsak florası MORA-Terapi geleneğinde de çok önemlidir. Tüm hastalıklarda ve özellikle alerjilerde bağırsakların dengesinin sağlanması ve özellikle normal bağırsak florasının idamesi hayati önemdedir.
- Alerjiler: MORA-Terapi desteği ile uygulanan alerji tedavilerinde yukarıda bahsedilen tüm faktörler birlikte değerlendirilmelidir. Kişinin yastığından çekerek getirdiği ev tozuna ya da polen mevsiminde tek tek polenlere ya da küflere karşı da uygulamalar yapılabilir; ancak en doğru olanı tüm sistemin birlikte değerlendirilmesidir.
Önemli Not… Bu sitede bahsedilen hastalıkların nitelikleri ve vücudun enerji sistemiyle ilgili bilgiler Avrupa (özellikle Almanya) kökenli ve rezonans-titreşim tıbbı olarak adlandırılmaya başlanan bir tamamlayıcı tıp akımının yansımalarıdır. Bu bilgiler, ülkemizdeki klasik tıp uygulamaları içinde bilinmemekte veya bilinse de yaygın kabul görmemektedir. Buna rağmen MORA-Terapi'de kullanılan cihazlar tıbbi tedavi cihazlarıdır ve bunlar T.C. Sağlık Bakanlığı tarafından da "Sınıf 2a Tıbbi Tedavi Cihazı" olarak onaylıdır. Yani MORA-Terapi, doktorlar tarafından ve çeşitli hastalıklarda kullanılabilir; ancak frekanslarla yapılan bu uygulamaların sadece diğer tedavi yöntemlerini tamamlayıcı olarak kullanılabileceği unutulmamalıdır. Bu sayfaları okuyan herkesin bu sayfada yazılanların klasik tıbbi bilgiler olmadığını ve MORA-Terapi yanında homeopati, elektrohomeopati ya da renklerin de tedavi edici olarak kullanılmadığını ya da herhangi bir tedaviye alternatif olmadığını; ancak doktorun tercihi doğrultusunda diğer tedavileri destekleyici şekilde ve klasik yaklaşımlara ek olarak kullanıldığını bilmesi önemlidir.